Ve Anadolunun Kayıp Şarkıları nihayet gösterimde!
Birçoğumuzun “Çingene Yüreğim” şarkısıyla hatırladığı, birçoğumuzun da bu yazıdan sonra arama motoruna “Çingene Yüreğim” yazıp da hatırlamaya çalışacağı şarkının sahibi Nezih Ünen’in yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği, tamamlanması sekiz yılı bulan müzikal-belgesel Anadolu’nun Kayıp Şarkıları 12 Mart’ta gösterime girdi. Biz de cuma günü 19.00 seansına yer bulabilmeyi başardık.
24 saat yaşayan, durmak nedir bilmeyen, curcunalı, rengarek bir o kadar da yorucu İstanbul’dan dingin Anadolu’ya doğru çıkılan yolculukla başlayan filmde bizi orada bambaşka bir renk cümbüşü, başka bir mozaik karşılıyor.
Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar gidilen belgeselde Denizli’den Urfa’ya, Artvin’den Antalya’ya kadar bir çok şehir köy köy dolaşılmış. Anadolu’nun farklı kültürlerinden insanlar türkülerini olağanca doğallığıyla söylerken bir süre sonra onlara stüdyo düzenlemeleri eşlik ediyor, davul,gitar da ayrı bir güzellik katıyor türkülere.. 
Filmi izlerken hep bildiğimiz bir gerçeği daha şiddetli hissediyorum..ne kadar eşsiz bir memlekette yaşadığımız gerçeğini; müthiş bir coğrafya, inanılmaz bir kültür zenginliği, birbirinden güzel insanlar..gözyaşlarımı zaman zaman tutamıyorum ve o an Haber bültenlerinde Kahramanmaraş’ın Kurtuluş kutlamalarını izlerken ağladığı için biz acımasız torunların diline düşen anneanneme sessiz bir özür gönderiyorum…
97 dakikalık filmin her karesi başarılı birer fotoğraf karesiydi aynı zamanda, dolayısıyla benim için izlemek ayrı bir keyifti..
Filmde kendine has, cok renkli karakterler vardı, mesela Artvin’de köyünde deli Şevki diye bilinen, çerçevesi pempemsi ve büyükçe gözlükleriyle ve inanılmaz sevimli konuşmalarıyla insanları güldüren Şevki Amca, ve 75 küsür yaşına aldırmadan sırtına çalı çırpısını yüklemiş gelen, çekimi yapıldığını görüp “karıların fotoğrafını çekmeye mi geldin?! ” diye fırça çeken yaşlı teyze..hepsi başka alem, hepsi ayrı bir renk..
Filmle ilgili olumsuz tek eleştirim Kültür Bakanlığı’nın tanıtım filmlerini andıran dans eden bir kızın da olduğu son bölümdü, bu kadar özgün bir çalışmaya hiç yakışmadığını düşünüyorum.
Filmin sonunda işi gücü bırakıp yollara düşüp, köşe bucak gezme ve fotoğraf çekme isteğim tavan yaptı haliyle..neyse birgün kurtaracağım seni bu hayattan diye söz verdim kendime:)
web adresi :http://www.anadolununkayipsarkilari.com/TR/




3 yorum
Bu makale için yorumlar beslemesi
Mart 17, 2010 9:21 am
Abiş
Anneanemle ne kadar da eğlenmiştik gerçekten, ama napalım, çabuk duygulanan insanların gözyaşları da değersiz oluyor maalesef:) Yıllarca, ‘haberleri izlerken bile ağlayan kadın’ diye tanımlamışlığımız vardır. Şimdi ben de bu vesileyle özür dileyeyim kendisinden:)
Filme gelince gerçekten ben de çok beğendim, yalnız izlenecek salon seçilirken ses sisteminin iyi olması da gözardı edilmemeli diye düşünür bu kardeşin:)
Mart 17, 2010 9:32 am
MorBalon
evet iyi dedin neşe, sinema önemli:) bir de koltukların ardışık tek sayılar olmamasına dikkat etmek lazım, kafa karışıklığına sebep oluyor: ) Yer gösterici feneri tutar 1-3-5 diye sayar. ve bizden aldığı tepki, nasıl yani birer arayla mı oturacağız: ))
Mart 17, 2010 9:46 am
Abiş
Evet o da önemli iyi dedin:) Yani sinemaya gitmek deyip geçme, dikkat edilmesi gereken pek bi hususu var baksana.
Bir de teşrifatçının* eline para vermenin tarihe karıştığını sananlar da hazırlıksız yakalanabiliyor, sonra bizim gibi önce mahcup olup, sonra pişman olup, yerlerine oturduktan 10 dakka sonra parayı verme çabasıyla ter kan olup, verebildikten sonra da bahtiyar olabiliriler:)
* Sinemada yer gösteren kişi. =) (=